Kalpak Afişte, Kuruluş Ayarı Ağızda, Millet Yine Aynı Masalda

Kılıçdaroğlu sahneye “Halkın umudu Kılıçdaroğlu” sloganlarıyla çıktı.

Kalabalığın arasından rastgele yükseldiği düşünülen bu karşılama cümlesi, aslında iyi hesaplanmış bir kitle psikolojisi hamlesidir.

Bu değişmemiş bir “kitle uyutma” yöntemidir.

Önce slogan atılır.

Sonra kitlenin duygusu yükseltilir.

Ardından siyaset, hakikatin değil kalabalığın sesiyle aklanmak ister…

“Bay Kemal”: “Önce CHP arınacak, sonra Türkiye” diyor.

Güzel cümle.

Ama güzde ülkemiz Türkiye bu güzel cümlelerden çok çekti.

Bugün asıl CHP’nin arınması falan değildir. Asıl mesele, milletin kısır bir döngü gibi tekrar aynı hikâyeye mahkûm edilmesidir. Adaletsizlikler karşısında umudu tükenen, bıçağı kemiğe dayanan, artık millî refleksiyle “benim olanı alacağım” deme noktasına gelen bir millet; yeniden afişlerle, kalpaklarla, Atatürk fotoğraflarıyla ve “kuruluş ayarları” masalıyla uyutulmak isteniyor.

Konuşma müddetince gözlere sokulan “Kalpaklı Atatürk” afişi boşuna seçilmedi.

O afiş resim olmaktan öte bir duygu düğmesidir. Milletin hafızasında İstiklal Harbi’ni, Türklüğün namusunu, devletini ve ayağa kalkışını çağırır.

Fakat tam da bu yüzden burada cevabının bulunması gereken sorular vardır.

Fakat her şeyden evvel CHP’ye “kuruluş ayarı” vaadi verenlerin önce şunu kanıtlaması gerekir:

Bugün CHP’ye “kuruluş ayarı” vaadi verenler gerçekten bir öze dönüş mü başlatıyor yoksa milletin son kalan millî öfkesini de soğutmak için yeni bir sahne mi kuruyor?

Aslında burada başka bir eksik daha var…

FETÖ’ye laf var, Saray’a yok.

FETÖ’cüleri partiden temizleme sözü var ama bölücülere, PKK eli ve diliyle siyaset kuranlara, Türk milletinin egemenlik fikrini pazarlık konusu yapanlara dair tek cümle yok.

Dolayısıyla “Bay Kemal”!

Bu arınma değil seçilmiş hesaplaşmadır.

Bu kuruluş ayarı değil dekor değiştirmiş eski siyasettir.

Nereden mi eminiz?

Çünkü biz bu oyunu iyi biliyoruz!

Önce milletin öfkesi yükselir.

Sonra önüne Atatürk resmi konur.

Sonra “umut” denir.

Sonra “arınma” denir.

Sonra aynı kadrolar, aynı alışkanlıklar, aynı hesaplar kaldığı yerden devam eder.

Oysa…

Artık afişe değil, istikamete bakma vaktidir.

Kalpağa değil, o kalpağın taşıdığı millî iradeye sadakatle bakma vaktidir.

Slogana değil, Türk milletinin safında kimin gerçekten durduğuna bakma vaktidir.

ÖYLEYSE TEKLİF EDİYORUM!

Madem kuruluş ayarlarına dönüyoruz, buyurun size fabrika ayarı testi:

Eğer Kılıçdaroğlu, “kuruluş ayarları” sözünde samimiyse,

24 saat içinde “Millî Kuruluş Ayarı Taahhütnamesi” yayımlansın.

Olağanüstü kurultayı en yakın tarihte toplayacağını ilan etsin.

Aday olmayacağını açıklasın.

Tiz Ses Eczacı’nın da aday olmayacağını taahhüt etsin.

Parti kasasını ve delege düzenini bağımsız denetime açsın.

Bütün il ve ilçe yönetimlerini feshetsin.

Türklüğe, Türkçülüğe ve Cumhuriyet’in kurucu iradesine düşmanlık edenleri partiden ihraç etsin.

CHP programına; Türk milleti, üniter devlet, laik Cumhuriyet, Anayasa’nın ilk dört maddesi ve Türk milliyetçiliği konusunda pazarlıksız bağlılık maddesi koyacağını duyursun.

Ya bunları yapsın biz de sözümüzü verelim.

Ya da yapmasın.

Fakat…

Bunu yapmayan adamın kalpağı afiştedir.

Kuruluş ayarı ise sadece ağzındadır.

Hodri meydan!

30 Mayıs 2026


Bir Cevap Yazın

Yunus Emre İspir sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin